Blog nedir? . . . Kendine blog oluştur ;)

PATRONLAR GÜLMEYE DEVAM EDİYOR!

Tarih 23 Eylül 2008, 07:39. 0 fav. Yazan Extraordinarius.  
Etiket: 12 eylül, 1980, genel grev, grev, patronlar, tersane, ölüm

PATRONLAR GÜLMEYE DEVAM EDİYOR!

Devrimci İşçi Hareketi

12 Eylül 1980 Cuntası'nın üzerinden tam 28 yıl geçti. Cunta geldiğinde patronlar "şimdi gülme sırası bizde" demişti. Yaşadığımız ülke tablosuna baktığımızda rahatlıkla söyleyebiliriz ki, patronlar hala gülmeye devam ediyorlar. Patronlar gülüyorsa işçiler, emekçiler ağlıyor demektir.

Cuntanın ilk işi emekçilerin örgütlenmelerine, önderlerine saldırmaktı. Örgütlenmeleri yasadışı ilan ettiler. Kapattılar. Emekçilerin önderleri devrimcileri tutsak ettiler, katlettiler... Patronlar güldüler!

Faşist cunta işi sağlama alıyordu. Örgütlenmek yasaktı. Hak aramak yasaktı. Grev yasaktı. Toplu sözleşme yasaktı. Direniş yasaktı. Patronlar gülmeye devam ettiler!

Örgütlenme hakları ellerinden alınmış, hak arama yolları kapatılmış işçilerin, emekçilerin kazanılmış haklarına saldırdılar. Emekçilerin yaşam standardı düştü. Çalışma koşulları zorlaştı. Yoksullaşma arttı. İşsizlik arttı... Sabancılar, Koçlar, Eczacıbaşılar, Şahenkler, Zorlular, Doğuşlar, Ülkerler... karlarına kar kattılar. Emekçilerle alay edercesine her yıl açıkladıkları karlılık oranlarıyla övündüler. Dünyanın en zenginleri listesinde sayıları artmaya başladı, üst sıralara çıkmaya başladılar.. Patronlar gülüyordu!

12 Eylül'le birlikte: iş yasası, grev ve toplu sözleşme yasası gibi faşist yasalar, örgütlenme ve hak arama mücadelesi önündeki en büyük engeller olarak varlığını sürdürdü. Yeni, ek düzenlemelerle kurumsallaşma sağlandı.

Fakat, patronlar her zaman gülemediler!

12 Eylül'den bugüne baskılar, yasaklar birbirini izledi. Her geçen gün 12 Eylül'e rahmet okuttu. Ölü toprağı serpmek istemişlerdi işçilerin üzerine. Ama nafile. Silkindik. '87'lerde Devrimci İşçi Hareketi'nin önderliğinde gerçekleştirilen Migros Grevi ülke genelinde yeni işçi eylemlerinin de önünü açtı, işçi sınıfına moral ve güven verdi. Suskunluğa son verdi. Ve '89 Bahar Eylemleri'yle işçi ve emekçilerin mücadelesi yükseldi. Zonguldak'taki maden işçilerinin haklı direnişleriyle bütünleşen işçi sınıfının ve diğer halk kesimlerinin tek yumruk olduğu 3 Ocak 1990 Genel Grevi yaşandı.

Direnişlerde, eylemlerde İşçiyiz Haklıyız Kazanacağız sloganları yankılanırken işçiler, emekçiler güçlerini hatırlıyorlardı. Patronların yüzünü endişe kapladı. Yine mi dediler. "12 Eylül öncesine mi dönmek istiyorsunuz?" dediler. 12 Eylül öncesine dönmekle korkutmaya çalışanlar kendi korkularını açığa vuruyordu. Korktukları örgütlülüklerimizdi, grevlerimiz ve direnişlerimizdi.

***

Bugün de patronların yüzü, AKP iktidarının politikalarıyla gülüyor.

2008 rakamlarıyla asgari ücret yaklaşık 450 YTL civarındayken, 4 kişilik bir ailenin barınma ve gıda harcaması 1000 YTL sınırında. Yoksulluk sınırı 2500 YTL'ye geliyor. Açlık yoksulluk artarken, AKP iktidarı SSGSS yasası ile emekçilerin sağlık hakkını da yok ediyor. Emekçilerin kıdem tazminatlarını ortadan kaldırmaya çalışıyor. İşçilere kölece çalışma koşulları dayatılıyor. Taşeronlaştırmayla işçiler sendikasızlaştırılırken, patronların daha fazla kar hırsı, ağır çalışma koşullarıyla birleşip işçilerin ölümlerini hızlandırıyor. Bugün Tuzla başta olmak üzere, hemen her yerde sesli-sessiz iş cinayetleri yaşanıyor.

Patronların gülmesi bizim ağlamamızdır. Onların karlarını büyütmesi, zenginliklerine zenginlik katması bizim daha da yoksullaşmamız, açlık ve sefalet içinde yaşamamız, geleceğimizin güvencesiz olması, işsiz kalmamızdır.

Patronlara yeter artık diyelim! Gülme sırası bize gelmeli!


SSGSS Yasası
1 Ekim'de Uygulamaya Giriyor
Kabul Etmeyelim, Mücadeleyi Sürdürelim!


Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu, 1 Ekim günü yürürlüğe girecek olan Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na karşı 18 Eylül günü saat 17.00'de Bakırköy Özgürlük Meydanı, Kadıköy İskele Meydanı ve Aksaray Metro'da bildiri dağıtımları gerçekleştirdi.

Dağıtılan bildirilerde, AKP'nin IMF talimatlarıyla uygulamaya koymaya hazırlandığı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) Kanunu ile emekçilerin sağlık ve sosyal güvenlik haklarını ellerinden alacağı ve emekçiler için yıkım olacağı vurgulanıyor.

AKP'nin emekçilerin taleplerini görmezden geldiği ifade edilerek HSGG platformunun yasa öncesinde olduğu gibi yasa uygulamaya girsede mücadeleye devam edeceği duyuruldu.

Megafonlarla yapılan bildiri dağıtımı esnasında HSGGP'nun 21 Eylül'de Petrol İş Genel Merkezi'nde yapacağı panel-foruma da çağrı yapıldı.


AKP'nin Tersaneler Politikası:
İş Veriyorsa, Öldürmek Hakkıdır


11 Eylül'de Yalova'nın Altınova ilçesi Hersek Köyü'ndeki tersanede çalışan 16 yaşındaki Muharrem Ceylan, elektrik akımına kapılarak yaşamını yitirdi.

14 Eylül'de Başbakan Tayyip Erdoğan, Tuzla'da Sedef Gemi Tersanesi'nde, denize bir konteyner gemisi indirme törenine katıldı. Törende, tersanelerdeki ölümlerin önüne geçilmesi için değil, çalışma koşullarının düzeltilmesini ve ölümlerin önüne geçilmesini isteyenleri suçlamak için konuştu.

Erdoğan, iş kazalarındaki artışın, hızlı büyümenin sonucu olduğunu söyleyerek; "Bu sektör büyüyor mu kardeşim, büyüyor. Buna ihtiyaç var mı kardeşim, var. Türkiye'de bu kadar işsiz insan var mı, var. 5 binden 35 bine çıkıyor. Diğer taraftan 'işsizlik, işsizlik' diyeceksin. Öte yandan iş temin edildiğinde de 'niçin bu yanlışlar var?' diyeceksin... Hemen kelle istemenin gayreti içine girmek şaşılacak bir şey" dedi.

Tayyip AKP'nin politikasını oldukça açık ifade ediyor. Tersanelerde büyüme için işçilerin ölmesini umursamamak gerekir. İş istiyorsan, can güvenliğimizi alın demeyeceksin, ölümler yaşandığında sesini çıkarmayacaksın. İş istiyorsan, çalışma koşullarından şikayet etmeyeceksin.

Erdoğan, patronların, can güvenliği için yatırım yapmasını isteyenleri "kelle istemek"le suçluyor. O patronların çıkarlarını savunmak için demagoji yaparken, onlarca işçi o tersanelerde can veriyor. İşçilerin ölümünün bir önemi yok.

2008'de 2 işçinin yaşamını yitirdiği Sedef Tersanesi'nin sahiplerinden Deniz Ticaret Odası Başkanı Metin Kalkavan da; "Biz tekstil atölyesi değiliz. ‹şçinin ölebileceğini bilmesi lazım" demişti.

Tayyip Erdoğan'ın söylediğiyle, Kalkavan'ın söylediği aynı. Her ikisi de, iş istiyorsan, öldüğünde de sesini çıkarmayacaksın diyor. İkisi de, patronun "öldürme hakkını" savunuyorlar.

Bu sonuç, kapitalist sistemin vahşeti ile AKP'nin işçi düşmanı kimliğinin birleşiminden ortaya çıkmaktadır. AKP iktidarı, işçilere patronun çıkarları için ölmeyi, ama ölümler karşısında sesini çıkarmamayı dayatıyor. Ölümlere tepki gösterenleri suçluyor.

Bu bir politikadır. Salt tersaneler için geçerli değildir. Bu AKP'nin işçilere ve emekçilere dayattığı koşuldur. İş bulmuşsunuz, artık ücretine razı olacaksınız, bunu da bulamayan var mantığıyla bakıyor AKP toplu sözleşmelere de.

Tayyip Erdoğan'ın tersanedeki son konuşmasına bakarak, bir kez daha AKP'nin kimin iktidarı olduğu sorusunu cevaplamak gerekir. AKP iktidara geldiğinden itibaren, "yoksulların değil, tekellerin, patronların iktidarı" olduğunu söylemiştik. Bu gerçek, bugüne kadar yaşananlarla defalarca doğrulandı.

AKP, tekellerin tüm iktidarları gibi, yoksullara, emekçilere düşman bir iktidardır. Yoksulların canlarının bile AKP nezdinde en küçük bir değeri yoktur.

Başbakanın, yanına Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ı da alarak Sedef Tersanesi'ne gitmesi, işçi ölümleri nedeniyle üzerlerinde baskı oluşan tersanelere verilen aleni ve planlı bir destektir. Bu destek, tersanelerde işçi ölümlerini engellemek için önlem alınmayacağının da ifadesidir.


Belediye İşçileri: Artık Yeter

Samandağ Belediyesi'nde ücret alamadıkları için, "Artık yeter, her ay tam ve zamanında maaş istiyoruz" pankartı açarak iş bırakan işçilere, 16 Eylül'de 20 kişilik bir grup saldırdı. Saldırıda iki işçi ciddi şekilde yaralandı.

İşçiler, 17 Eylül'de belediye önünde yaptıkları eylemle, saldırıyı protesto ettiler. Genel İş de yaptığı açıklama ile, saldırıya tepki gösterilerek, işçilere yapılan haksızlığa son verilmesini istedi.


YÖRSAN İşçilerine Panzerli Kuşatma

Tek Gıda-İş Sendikası'nda örgütlendikleri için, 6 Aralık 2007'de işten atılmaları üzerine direniş başlatan YÖRSAN işçilerinin, direnişini kırmak için polis, 17 Eylül'de panzerlerle direniş yerini işgal etti. Polislerin panzerli ablukasından yılmayan işçiler, direnişlerini sürdürmekte kararlı olduklarını belirttiler.

Yörsan'ın Balıkesir-Susurluk işletmesinde, işten atılan işçilerin sayısı 400 civarında.


Kadıköy Belediyesi İşçileri Grevde!

Kadıköy Belediyesi'nde çalışan Genel İş üyesi 830 işçi 17 Eylül günü greve çıktı. 7 aydır süren toplu sözleşme görüşmelerinde bir sonuç alınamaması üzerine 17 Eylül sabahı Belediye binası önünde toplanan işçiler binaya "Bu işyerinde Grev Vardır" pankartı astılar.

Yüzlerce işçi "İşçiyiz Haklıyız Kazanacağız" yazılı pankart açarak, "Baskılar Bizi Yıldıramaz, Toplu Sözleşme Hakkımız Grev Silahımız" sloganlarıyla yürüyüş yaparak yolu trafiğe kapattılar. Grev 1. gününde kazanımla sona erdi.

KAYNAK : KURTULUŞ 21/09/2008 SAYI:3

1 yorum.

NENİMMMM

Yorum tarihi: 23 Eylül 2008 10:13.  

ÇOK DOĞRU BENCE.....